Isparta'nın ilçeleri

 

 

                                            AKSU

         

  Aksu ilçesinin içinde bulunduğu Anamas yöresinin, yörede yapılan kazı­lardan anlaşıldığına göre ilk çağlardan beri iskana açık olduğu görülmek­tedir. Anamas adının aslı Luwi dilinde Ana (Wa)-(u)ma, “Yamaç Halkı” öğe­lerinden türetilmiş olan Anama dır. Yörede Eğirdir Gölünün güney­do­ğu­sundaki Yılanlıovada bulunan bir yerleşme merkezinin tarihi Timbriada kenti olduğu W.M. Ramsay tarafından ortaya konmuştur. Timbriada bu­gün­kü Mirahor mevkiinde lokalize edilmektedir. Yörede Helenistik çağa ait M.Ö.2. ve 1. Yüyyıldan kalma sikkelere rastlanmış olup koloninin Had­rianus döneminde (M.S. 117-138) yeniden kurulduğu ve Severus Alexander döneminde (M.S.222-235) kadar sikke bastığı bilinmektedir. Timbriadanın ismi Stabron, Hierocles ve kilise kayıtlarında da yer almaktadır. Aksu çev­resi 1204 yılında Sultan 2. Kılıçarslan döneminde Selçukluların eline geç­miş, daha sonra Hamitoğulları egemenliğinde kalmış ve 1381 de Sultan 1. Murat döneminde barış yoluyla Osmanlı Devletine katılmıştır. Aksu 26 Ağustos 1988 yılında ilçe statüsüne kavuşmuştur.

Aksu ilçesi, doğudan Şarkikaraağaç, Yenişarbademli, güneyden Süt­çüler, batı ve kuzeyden de Eğirdir ilçesiyle komşudur. Yüzölçümü 426 Km2 dir Yaklaşık 1200 metre rakımda bulunan ilçe eski adı olan ANA­MAS ilçe coğrafyasına hakim olan Anamas Dağından almaktadır. Bu dağın yük­sekliği 2388m.dir. İklimi İç Anadolunun karasal iklimi hakimdir. Kış­ları uzun, yağışlı ve soğuk, yazları ise kısa ve ılımandır. İlçede metrekareye 1000-1200 kg yağış düşmektedir. İl Merkezine uzaklığı 65 Km.dir.

Timbriada Antik Kolonisi; Antik yazarlardan Strabon (XII, 570) da Pisidia şehri olarak geçer. Yılanlı ovası, Akçaşar Köyü yakınlarındaki bir tepe üzerinde kurulmuştur. Eurymedon (Köprüçay) nehri yakınındadır. Antik kentte bugün bazı bina temelleri görülebilir. Şehir Helenistik dönem­den M.S. 238 yılına kadar sikke basmıştır.

Tynada Antik Kenti; Terziler köyü yakınında Asar tepe mevki­in­dedir. Kesin kuruluşu bilinmemekle birlikte helenistik dönemden kalan kalıntılar vardır.

 

                                         ATABEY

 

İl merkezine 23 km. uzaklıkta bulunan ATABEY'in kuzeyinde SE­NİR­KENT ve ULUBORLU, doğusunda Eğirdir, batısında Gönen, ilçeleri ile güneyinde Isparta merkez ilçeye bağlı olan KULEÖNÜ ve BÜYÜK­GÖK­ÇELİ kasabaları ile çevrilmiştir. Atabey 202 krn2 yüzölçümüne sahiptir.

            1953 yılında Bucak, 1 Nisan 1960 tarihinde de ilçe olmuştur. Har­man­ören sınırları içerisinde küp mezarlar, Bayat köyünde  Sidera Bayat Harabeleri, Atabey de Ertokuş Medresesi ve Sinan (Kurşunlu) camiisi gibi kültürel varlıkları bulunmaktadır.

            İlçeye bağlı islamköy kasabası,Bayat,Harmanören, Kapıcak ve Pembeli olmak üzere 1 kasaba ve merkezde 9 mahallesi bulunmaktadır.

            Ertokuş Medresesi, Delik önü Mağarası, Yayla Doruğu Mağarası dikkati çeken turizm güzellikleridir.Çayırlı Mescit ise piknik ve mesire alanı olarak kullanılmaktadır.

Agros, M.Ö. 1900-1200 tarihleri arasında Hititler, M.Ö. 1200-696 tarihleri arasında da Friglerin egemenliğinde kalmıştır. M.Ö.587 yılında kurulan Lidya, kral Alyot döneminde psidya’yı egemenliğine aldı. Ancak bu dönem de psidya özerk olarak kaldı. Lidya kralı Krezüs’ün Pers kralı Kurus’a yenilmesinden sonra bölge Perslerin egemenliğine girdi.

İ.Ö.334 yılında İskender’in İ.Ö 164’te Roma’nın egemenliğine gir­di. Daha sonra Bizans’a geçti.Malazgirt Savaşı’yla Anadolu’da ege­menli­ğin Selçuklu’lara geçmesinden sonra Atabey, 1205 yılında I. Gıyaseddin Keyhusrev'in Başkomutanı Bölge fatihi Mübarizeddin Ertokuş tarafından Bizanslilardan alinarak Türk egemenliğine girmiştir. 1868 yılında kadar Agros adıyla  Kütahya'ya bağlı bir kaza, 1870 yılında Senirkent’e bağlı bir köy ve 1908 yılında ise Bucak olmuştur ve ilk belediye teşkilatı kuru!muş­tur. 1921 tarihinde T.B.B.M. ye verilen bir önerge neticesi Agrostaki Medreseyi kuran büyük Selçuklu komutanı Atabey Ertokuş'a bir şükran borcu olarak ismi ATABEY olarak değiştirilmiştir.

 

 

 

 

                                  EĞİRDİR

 

Eğirdir ilçesi kuzeyden Yalvaç ve Gelendost ilçeleri, doğudan Şar­kikaraağaç ve Aksu ilçeleri, güneyden Sütçüler ilçesi, güneybatıdan Burdur İli, Batıdan Isparta Merkez ve Atabey İlçeleri ve kuzey batıdan Senirkent ilçeleri ile komşudur. Yüzölçümü 1414 km2, denizden yüksekliği 918 m dir.Isparta2ya uzaklığı 34 km’dir.İlçeye bağlı  Barla, Pazarköy, sarıidris, Gökçehöyük kasabaları Ağılköy, Akbelenli, Akdoğan, Akpınar, Aşağı Gök­dere, Bademli, Bağaçık, Balkırı, Çay, havutlu, Kırıntı, Mahmatlar, Ser­pil, Sevinçbey, Sipahiler, Sorkuncak, Tepeli, Yılgıncak,Yukarı Gök­de­re Yuvalı, Bağıllı, Bağören Beydere, Eyüpler olmak üzere 4 kasaba 24 köyü ve merkezde 23 mahallesi bulunmaktadır.

Eğirdir ve çevresinin Arzava Krallığı (M. Ö. 2000-1200) döne­min­de yerleşime açılmış olduğu yöredeki buluntulardan ve kalıntılardan anlaşılmaktadır. Eğirdir kentinin Lidya'nın son hükümdarı Kroisos (M.Ö. 560-547) tarafından kurulduğu ve ilk adının da "Krozos" olduğu sanıl­mak­tadır. Şehrin iç kalesinin de Lidyalılar tarafından yapıldığı sanılmaktadır. Eğirdir M.Ö. 540 yılında Pers imparatorluğu tarafından zapt edilmiştir. Yaklaşık 200 sene aynı imparatorluğun egemenliği altında kalmıştır. Daha sora Seleukosların eline geçmiş, daha sonrada M.Ö. 188 yılında Agemea (Dinar) antlaşması ile Romalılara bırakılmıştır.

Bu dönemde kent "Prostanna" adıyla anılmıştır. Eğirdir ve çevre­sinin M.S. 395'te Bizans egemenliğine girmesinden sonra şehrin orta çağda "Akroterion" şeklinde isimlendirildiği görülmektedir. Bizans egemenliğinin son döneminde şehrin adı "Akrotiri" olarak geçmekte ve Bizans'ın Anato­likon Theması sınırına dahil bulunuyordu. Yörede ilk Türk yerleşimi 1071' den bir kaç yıl sonra gerçekleştiği sanılmaktadır. Anadolu Selçuklu Hü­küm­darı 3.Kılıç Arslan 1204 yılında çevredeki şehirlerle birlikte Eğirdir'i Selçuklu egemenliği altına almıştır. Selçukluların sayfiye şehri olarak kullandıkları Eğirdir'i o dönemde "Cennetabad" olarak isimlendirilmiştir. 1310 yılında Hamidoğullarının eline geçen Eğirdir uzun süre bu beyliğe başkentlik yapmıştır. Sultan 2. Murat zamanında Osmanlı topraklarına katılan Eğirdir Cumhuriyetin kurulmasından sonra da ilçe statüsünü korumuştur.

 

 Prostanna Antik Kenti: Pisidia şehirlerinden bir tanesidir. Eğirdir sivri­si­nin Pisidia şehirlerinden bir tanesidir. Eğirdir sivrisinin arka tarafından Camili Yayla üzerindedir. Parlais Antik Kenti: Roma kolonisi olarak kurulmuştur. Diğer koloni şehirlerin en küçüğüdür. Bugünkü Barla'dadır. Ayasteffanos Kilisesi: Eğirdir ilçesinin Yeşilada mahallesinde yer alır. 19. yy. inşa edilmiş olup 1993 yılında restorasyon çalışmaları başlatılmıştır. Aya Giorgios Kilisesi: Eğirdir ilçesi Barla bucağında dağın yamacında yer alır.Eğirdir Kalesi: Eğirdir ilçesinde göle doğru uzanan yarımada üzerinde iç ve diş kale vardır. Dış kalenin yalnız temelleri kalmıştır. İç Kale ise bu­gün hala ayaktadır. Hızırbey Camii, Dündarbey Medresesi, Baba Sultan Türbesi, Eğirdir Kervansarayı,Ağa Camii,Yılanlıoğlu Camii, Ada Camii, Kale Camii,Sinan Paşa Camiileri gibi kültürel varlıkları bulunmaktadır. 

Günümüzde Eğridir’in ekonomik durumu oldukça güçlü bir yapıya dayanmakta olup, en önemli gelir kaynağı, ihracata yönelik elma ve su ü­rün­leridir. Bu iki ürün ilçede sektör oluşturmuştur. Bunlardan başka hay­van­cılık, küçük sanatlar, orman ürünleri gibi ekonomik faaliyet dalları da vardır. Kırsal kesimde halkın tamamı tarımla uğraşırken büyük bir bölümü de tarımdan arta kalan zamanlarında halı dokumaktadırlar.

            Sanayi yönüyle de gelişmiş durumda olan ilçede pek çok sanayi tesisi bulunmaktadır.Ayrıca Türkiye’nin her tarafından ve Yurt dışından da hasta gelen “Kemik Hastalıkları Hastanesi” ilçe ekonomisine ayrı bir gelir sağlamaktadır.

            Turizm yönüyle Eğirdir Göller Bölgesinin turizm merkezidir.Gerek tarihi, gerekse doğa zenginlikleri açısından büyük bir potansiyele sahip ilçenin başta Eğirdir Gölü olmak üzere diğer turistik değerleri şunlardır: Kovada Gölü Milli Parkı, Eğirdir Kalesi, Dindarbey Medresesi, Hızırbey Camii, kemerli Minare, Baba Sultan Türbesi, Eğirdir Kervansarayı, Aya Stefenos Kilisesi, Yeşilada, Canada, Barla, Çamyol, Camili Yayla,Kasnak Meşesi Ormanı, pınar Pazarı,Koca pınar, Altınkum Plajı ve Bedre koyudur.

 

 

 

 

                                               GELENDOST

 

 

   Gelendost ilçesi, kuzeyde Yalvaç, doğuda Şarkikaraağaç, güneyde Eğirdir ilçeleri ve batıda da Eğirdir Gölüyle çevrilidir. Yüzölçümü 624 kilometre­karedir.Deniz seviyesinden 940 metre yükseklikte olan ilçede belli bir a­kar­su yoktur.Isparta İl Merkezine uzaklığı 81 km’dir. 16. yüzyılda Afşar na­hi­yesine bağlı olan Gelendost, Cumhuriyet döneminde 1930 yılında Af­şar'ın yerine nahiye olmuştur.Daha sonra 6 Mart 1954 tarih ve 6324 sayı­lı kanun­la da ilçe olmuştur. İlçe halkının genel geçim kaynağı tarımdır. Ta­rım alan­ları ilçe yüzölçümünün % 79.75'ini teşkil etmektedir. Elmacılık ilçe hal­kı­nın gelirleri içerisinde önemli bir paya sahiptir. Yılda ortalama 75 bin ton elma rekoltesine ulaşılır. Halkın yüzde 99'u elmacılıkla iştigal etmekte­dir.

Gelendost ilçesi, ilkçağlardan beri, Pisidya Ülkesi adı verilen Göl­ler Bölgesinin en eski kültür merkezlerinden biridir. M.Ö.3500 yıllarında "Mirya veya Miryo" adı ile Hitit'lerin bir kolu olan Anamurla (Anamilli) Miryalılar tarafından kurulmuştur.M.Ö. 547 yıllarında bu topraklar Pisidya­lıları yenen Perslerin egemenliği altına girmiştir.Kumandanlı Boğazında 17 Eylül 1176'da yapılan bir kısmı da Gelendost ovasında geçen Myriokafalon Savaşı'nı Türklerin kazanması ile Selçuklu topraklarına katılmıştır. Gelen­dost daha sonra Hamidoğulları Beyliğinin egemenliği altına girmiştir. Gel­en­dost tarih boyunca Ablada, Sabinae, Myrio, Miryona, Miryo, Myrio­kafa­lon, Kalanda, Gelindi, Geledikos, Gelende-Abad,_Gelendoz adlarıyla anılmıştır.

Gelendost ilçesinde, ilçe merkezi ile birlikte üç belediye teşkilatı vardır. Belediye Teşkilatı bulunan beldeler, Bağıllı ve Yaka Kasabalarıdır. Afşar,Akdağ,Balcı,Çaltı,esenyurt,Hacılar,Keçili,Köke, Madenli,yenice ve Yeşilköy olmak üzre 11 köyü bulunmaktadır.

Afşar köyündeki AFŞAR KÖPRÜSÜ Yeşilköy sınırları içerisinde ERTOKUŞ KERVANSARAYI Şehirler Ovası savaş Alanı, Toruğan Şehitliği Alanı ve Korudağı (Kazık bağları) şehitliği gibi kültür varlıkları bulunmaktadır.

 

 

 

 

 

                                             GÖNEN

        

Gönen ilçesi, Isparta ilinin 24 kilometre kuzeyinde olup, doğusunda Atabey, kuzeyinde Uluborlu, güneyinde Isparta Merkez, batısında Keçi­borlu ilçeleri ile komşudur. Güneybatısında Burdur ili bulunmaktadır. Is­par­ta-Burdur karayoluna 5 kilometre mesafededir. İlçenin yüzölçümü 356 kilometrekaredir. Deniz seviyesinden yüksekliği 1020 metredir.Gönen, Isparta'nın en yakın ilçesidir. Isparta il merkezine 24 kilometre uzaklıkta, Isparta-Ankara karayoluna 5 kilometre mesafededir. 1948 yılından beri Be­le­­diye Teşkilatı bulunan ve Isparta'ya bağlı bir kasaba durumunda olan Gönen, 20 Mayıs 1990 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 3644 sayılı kanunla ilçe olmuştur. 20 Eylül 1991 tarihinde de ilçe teşkilatı kurulmuştur. İlçenin kuruluşunda Güneykent Kasabası, Senirce, Koçtepe, Gölbaşı, İğdecik, Gümüşgün ve Kızılcık köyleri idari yönden ilçeye bağlan­mıştır. 30 Aralık 1992 tarihinde yapılan düzenleme sonucunda, İgdecik, Göl­başı, Koçtepe ve Senirce köyleri Isparta İl Merkezine, Güneykent Kasabası, Gümüşgün Köyü Keçiborlu ilçesine bağlanmıştır. Gönen ilçesine bağlı yerleşim birimi olarak yalnız Kızılcık Köyü kalmıştır. 1990 Genel nüfus sayımına göre Gönen ilçe merkezinin nüfusu 6050, Kızılcık Köyünün nüfusu ise 200 kişidir.

Ayrıca Gönen'i Atabey'e bağlayan asfalt yol vardır. Gönen'e bağlı yerleşim birimi olan Kızılcık Köyü merkeze 6 kilometre uzaklıkta olup direkt bağlantısı vardır.

İlçede tarım ve hayvancılık önemli geçim kaynaklarıdır. Ancak son yıllarda sanayi kuruluşları da ekonomide kendini göstermeye başlamıştır. Ta­rım ürünleri olarak, buğday, arpa gibi tahılların yanısıra, elma, kiraz, viş­ne, ayva gibi meyvalarda yetiştirilmektedir.

Gönen, tarih boyunca Kaue, Kawana, İustinianopolis, Gonana, Konana, Könan ve Gönan adlarıyla anılmıştır.Gönen'de Manastır mevkiinde bir koruluk içerisinde bulunan türbenin Yunus Emre'ye ail olduğu iddia edilmektedir. İsmail Hakkı Bursalı'nın Şakayık adlı eserinde, Yunus Emre'nin mezarının, Keçiborlu yakınında, gölün doğu tarafında olan, dağ sırtında bir köyde, bir çatı altında bulunduğu belirtmiş olması 4 mezarlı türbenin Yunus Emre türbesi olduğunu göstermektedir. Şeyh Saadeddin Vakfiyesi olan korudaki türbede bulunan 4 mezarın, Yunus Emre, Sinan Efendi ve vakfiye sahibi Şeyh Saadeddin'e ait olduğu sanıl­maktadır. Türbe civarında her yıl Aşure gününde Aşure pişirilmekte ve Yunus Emre törenlerle anılmaktadır.

Gönen ilçesi bahar aylarında yapılan iki faaliyetle iç turizmde etkili olmaktadır. Yunus Emre Aşure Günü ve Kuru Fasulye günüdür. KURU FASULYE GÜNÜ Gönen Öğretmen Okulu 1940 tarihinde kurulmuş olup, çok sayıda mezun vermiştir. Gönen Öğretmen Okulu mezunlarını ve çalışanlarını bir araya getirip, hatıraları yad etmek amacıyla Haziran ayında okulların tatil olduğu ilk pazar günü yapılmaktadır. Mezuniyet Töreni ve Kuru fasulye günü'nde aynı zamanda o yıl mezun olan öğrenciler gösteri sunmakta ve diplomalarını almaktadırlar.

 

 

 

 

                                         KEÇİBORLU

          

              Akdeniz Bölgesinin Antalya bölümünün kuzeyinde yer alan Göller Yöresinin içerisindedir. Doğusu Isparta ili Gönen ilçesi , güneyi Burdur İl Merkezi, kuzeyi Isparta ili Uluborlu ilçesi ve batısı Afyon ili Dinar ve San­dıklı ilçeleri ile çevrilidir. Yüzölçümü 565 km2 dir.Rakımı ise 1040 metredir.Isparta İl Merkezine uzaklığı 41 km.dir.

Keçiborlu mevcut kayıtlara göre 1907 yılında Belediyelik, 1948 yılında ise İlçe Merkezi olmuştur. Keçiborlu'nun Kozluca, Eber, Aydoğ­muş, Ovacık, Yaka, Yassıören, Çığrı, Beltarla, İlyas, Hamallar, Senir, Ha­mi­diye, Kuyucak, Kılıç Gölbaşı ve Geresin olmak üzere 4 kasabası, 12 köyü ve merkezde 8 mahallesi vardır.

Keçiborlu ekonomisinin kaderini yıllarca kükürt madeni çekmiştir, ancak madenin kapatılmasıyla tarım ve hayvancılık önem kazanmıştır.

Halkın geçim kaynağının büyük oranda tarım ve hayvancılığa da­yan­dığı İlçede toplam tarımsal kültür alanı 18.582 hektar olup, bu alanın 2.435 hektarında sulu tarım , 16.147 hektarında ise kuru tarım uygulanmak­tadır. Karakteristik olarak önceliği sulu tarımda domates ve elma üretimleri, kuru tarımda ise hububat ve gül üretimleri belirlemektedir bulunmaktadır. 16 parça yerleşim merkezleri vardı.

Keçiborlu tarih boyunca yaşanan Hitit, İyon, Lidya, Pers, Hellen ve Doğu Roma devirlerinde Eudoxipolis ismi ile anılmıştır. Keçiborlu 1204 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıçarslan tarafından fethedilerek Türk hakimiyetine katılmıştır. 13. Yüzyıl başlarında yöreye yerleşen Teke Aşi­retine bağlı Türkmenler, Anadolu Selçuklu Devletinin çökmesinden kısa bir süre önce Hamitoğulları Beyliğini kurmuşlardır.Merkezi Uluborlu olan Ha­mitoğulları Beyliği bünyesinde olan Keçiborlu Bucağı İlyas Bey zamanında Gönen'e bağlanmıştır.

İlçenin önemli tarihi değerlerinden olan Keçiborlu Hüyüğü, Keçi­borlu - Isparta Karayolunun Dörtyol Mevkii Kavşağının 1 km. kuzey doğu­sunda bulunmaktadır. Hüyüğün yüksekliği 5 metre olup eski Tunç Çağı yerleşim yeridir. Kılıç Hüyüğü ise Kılıç Kasabasının 2 km. doğusunda bulunmaktadır. 150 x200 m. ebatlarında ve 7 m. yükseklikte olup Tunç Çağı keramikleri vardır. Fari (Binda) Harabeleri, Kılıç Kasabasının kuzeyinde olup, bu yerleşim yeri toprak altında bulunmaktadır.

 

 

                     

                          SENİRKENT

 

Senirkent, Eğirdir Gölü'nün Hoyran Gölü adı verilen Kuzey kısmı­nın batısında bir vadide yer alır. Güneydoğusunda Eğirdir, güneyinde Ata­bey, batısında Uluborlu, kuzeybatısında Afyon'a bağlı Dinar ilçesi, kuze­yin­de Şuhut ve kuzeydoğusunda da Yalvaç ilçeleri ile komşudur. Senir­kent 'in yüzölçümü 600 kilometrekare ve deniz seviyesinden yüksekliği 1010 metredir.

1071 Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu'nun içlerine kadar soku­lan Selçuklu Türkleri, bu bölgeyi ele geçirerek, Uluğbey ve Yassıören köy­lerini kurmuşlardır. Konya Selçuklularının parçalanmasından sonra kurulan Osmanlı Devletinin sınırları içerisine giren bu bölgede Se­nir­kent'i, 1370 tarihinde Oğuz soyunun Kayıhan boyundan bir kısım Türk kurmuştur. 1880'de Uluborlu'ya bağlı nahiye statüsüne getirilmiş ve Bele­diye teşkilatı kurulmuştur. 16 Haziran 1952'de çıkarılan bir kanunla da ilçe olmuşt

İlçenin Büyükkabaca, Yassıören ve Uluğbey olmak üzere üç kasa­bası, Akkeçili, Başköy, Garip, Gençali ve Ortayazı olmak üzere beş de kö­yü bulunmaktadır. Senirkent ilçe merkezinin 15 Mahallesi vardır.

Yassıören kasabasında TYMANDOS antik kenti. YASSIÖREN HÖYÜK, Ortayazı Köyünde GÜREME HÖYÜK , Garip Köyünde GARİP HÖYÜK ,Büyükkabaca Kasabası sınırları içerisinde TOHUM KESEN HÖYÜĞÜ ve ARALIK HÖYÜK, Gençali Köyünde GENÇALİ HÖYÜK ile Uluğbey’de VELİBABA TÜRBESİ gibi kültür varlıkları bulunmaktadır.

Osmanlı döneminden kalma Büyük camii ve Hamam bulunmak­ta­dır. İlçenin turizm açısından yeterli ilgiyi gördüğünü söylemek pek müm­kün değildir. Aslında değerlendirilme imkanı olan turistik potansiyeli mev­cuttur. Gelincik Dağı'nda bulunan Sedir Ormanları ve Kirazlı Yaylası Dağ Turizmi yönünden değerlendirilebilecek niteliktedir. Eğirdir Gölü'nün ku­zey bölümünü oluşturan

Hoyran Gölü'nün bir bölümü ilçe sınırları içerisinde yer almakta olup, doğal güzelliklere sahiptir. Yassıören Kasabası sınırları içerisinde bulunan Değirmenderesi ve Ayazma piknik alanları, yemyeşil çevresi ve tertemiz memba suları ile piknik yapanların en gözde uğrak yerlerindendir

 

 

 

                                  SÜTÇÜLER

         

Sütçüler ilçesi, Isparta ilinin güneyinde yer almaktadır. Doğusunda Konya iline bağlı Beyşehir, Seydişehir ilçeleri; batısında ve kuzeyinde Eğirdir ilçesi; Güneyinde Antalya iline bağlı Serik ve Manavgat ilçeleri; Gü­ney­­­batısında Burdur ilinin Bucak ilçesi ve kuzeydoğusunda Şarki­karaağaç ilçesi ile komşudur. Yüzölçümü 1287 kilometrekaredir. Denizden yüksekliği 250 m ile 2500 m arasında değişmektedir.

Sütçüler, 1868 yılında Bucak, 1938 yılında da ilçe olmuştur. İlçede 3 kasaba ve 27 köy vardır. Kasabalar, Ayvalıpınar, Kesme ve Kasımlar'dır. Köyler Sarımehmetler, Beydili, Çobanisa, Hacıahmetler, Sağrak, Kara­di­ken,Yeşilyurt, Çandır, Bekirağalar, Belence, Boğazköy, Gümü, Hacıaliler, Kuzca, Melikler Müezzinler, Pınarköy, Saray, Şehler, yeniköy, Aşağı­yay­label, Bucakdere, Çukarca, Darıbükü, Güldallı, İbişler, İncedere’dir. Mer­kez ilçede 7 mahalle bulunmaktadır.

Sütçüler ilçesinin kuruluşunun M.Ö. 200 yıllarına kadar dayandığı bilinmektedir. Adada olarak adlandırılan bu antik kent, Pisidia bölgesinde; Pisidia il Pamphilin bölgeleri arasında yer almaktadır. Yörenin Türklerin eline geçmesinden sonra Pavlu ismi uzun süre kullanılmıştır. Bavulu şekline dönüşen isim, Cumhuriyet döneminde 1962 yılına kadar sürmüş, bu tarihte yerleşime dağ-dağlık anlamına gelen Cebel ismi verilmiştir. 1938 yılında, belde halkının büyük şehirlerde sütçülük yapmaları üzerine ismi Sütçüler olarak değiştirilmiş ve Eğirdir'e bağlı bir nahiye iken ilçe statüsü verilmiştir.

İlçenin tarihi gelişimini simgeleyen kalıntıların başında Adada (Ka­ra­bavlu) antik kenti gelir. İlçe merkezine 12, Sağrak köyüne 2 kilometre uzak­lıktadır. Büyük SIĞIRLIK HARABELERİ Sığırlık-Çandır üçge­nin­de Sülüklügöl mevkiinde bir vadi içinde bazı bina temelleri ve sur kalın­tıları yer alır. Tepede ise bir kale kalıntısı vardır.TAŞKAPI HARABE­LERİ Sütçüler ilçe merkezindedir. Kuruluş tarihi hakkında bir bilgi yoktur. Helenistik dönem sur kalıntıları mevcuttur.KESME HARABELERİ Kesme Kasabasının 5 km güneyinde Kocaköy mevkiindedir.ZORZİLA Sütçüler-Kasımlar yolu üzerindedir. Dağ yamacında yer alan kalıntılarda bir kaç yüksek duvar mevcuttur. Roma dönemi kalıntıları olup, şehir hakkında pek bilgi yoktur.SEFER AĞA CAMİİ Bu yapı, Sütçüler ilçe merkezinde olup, 1076-1308 yılları arasında Anadolu'da saltanat süren Anadolu Selçuklu Devleti'nin son zamanlarında 1296 yılında, hayır sahibi bir kadının verdiği para ile Sefer Ağa adındaki bir zat tarafından yaptırılmıştır.ÇANDIR KÖPRÜSÜ Çandır Köyü Köprübaşı mevkiindedir. Selçuklu zamanında yapılmış sivri kemerli bir köprüdür. Uzunluğu 65 m genişliği 5 m’dir. Bugün Karacaören Barajı su sahası içinde kalmıştır.

İlçenin ekonomik durumu, coğrafi yapısına bağlı olarak oldukça zayıf kalmıştır. Ekilebilir arazinin azlığı tarımsal gelişmeyi kısıtlamış, yöre hal­kını hayvancılığa yönlendirmiştir. Hayvancılık, genelde kıl keçisi yetiş­ti­riciliği üzerine olması ve yörenin orman bölgesi olması sebebiyle kıl ke­çi­si­nin ormana verdiği zarar dikkate alınarak kısıtlamaya gidilmiştir. Bu du­rum hayvancılıkla uğraşan kesimi koyun ve sığır besiciliğine yönelt­miş­tir.

Sütçüler Dut Pekmezi festivali her yıl Temmuz ayı içerisinde ya­pıl­maktadır. Bu festivalde amaç, Sütçülerlileri bir araya getirmek ve ilçenin adını duyurmaktır.

 

 

 

 

 

 

 

                                    ŞARKİKARAAĞAÇ

 

Şarkikaraağaç ilçesi, güneyde Beyşehir, kuzeyde Yalvaç, Akşehir, Doğanhisar, batıda Gelendost ve Eğirdir, doğuda Hüyük, kuzeybatıda ise Yenişarbademli ile çevrilidir. Yüzölçümü 1232 kilometrekaredir. Rakımı ise 1181 metredir. Şarkikaraağaç ilçesi Isparta il merkezine 120 kilometre, Konya il merkezine 157 kilometre uzaklıktadır.

Şarkikaraağaç, önceleri Yalvaç'a bağlı bir kasaba iken 1863 yılında Konya'ya bağlı bir ilçe haline gelmiştir. 1878 yılında ise Yalvaç ile Şarki­ka­raağaç, birer ilçe olarak Isparta iline bağlanmışlardır. İlçeye bağlı kasa­ba­lar, Çarıksaraylar, Çiçekpınar ve Göksöğüt olmak üzere üç adettir. İlçeye bağlı köy sayısı ise 25 olup, bunlar Arak, Armutlu, Aslandoğmuş, Aşağı Dinek, Başdeğirmen, Belceğiz Beyköy, Çatlı, Çavundur, Çeltek,Fakılar, Gedikli Karakaya, Kıyakdede, Köprü, Muratbağı, Ördekçi, Örenköy, Salur, Sarıkabalı, Yakaemir, Yassıbel, Yenicekale, Yeniköy, Yukarıdinek’tir. İlçe merkezinde 7 mahalle bulunmaktadır. Bunlar; Alcıklar, Aşağı Kale, Asi­kale, Cami Kebir, Ulvikale, Fatih ve Orta Mahalledir. İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Halıcılık, tarım ve hayvancılıkla uğraşan kesimlerin başka bir çalışma konusu ve gelir kaynağıdır.İlçede mera hayvancılığında azalarak ahır hayvancılığında büyük bir artış olmuş­tur. Süt inekçiliği oldukça yaygındır. Buna bağlı olarak süt pazarlama ve mandıra gibi faaliyetlerde artış göstermiştir. İlçe merkezinde 3, Salur Kö­yünde 1 olmak üzere 4 mandıra halen faaliyet göstermektedir. Sulama pro­jesinin tamamlanmasıyla ilçe tarımda önemli gelişmeler sağlanacaktır.           

Meyve, sebze ve şeker pancarı üretiminde olacak artışlar için plan­lama çalışmaları yapılmaktadır. Geçmiş medeniyetlere ait çok sayıda höyük bulunması, Anabura Antik Kentinin olması, doğal güzellikler bakı­mından Kızıldağ Milli Parkının ve Beyşehir Gölünün bir bölümünün ilçe sınırları içinde bulunuşu ilçeye turizm yönünden önemlilik sağlamak­tadır. Şarki­ka­raağaç ilçesinde, araştırılmış mağaralardan Öşekçi ve Göllü mağaraları yer alır.İlçede halkın geleneksel piknik yerleri ve suları sürekli akan pınarlar vardır. Bunlardan en güzelleri, Çarıksaraylar, Pınarbaşı, Fele Pınarı ve Arak İçmesidir.

Karaağaç tarihi Anadolu tarihinin bir parçasıdır. Bu bölgede sıra­sıy­la, Etiler, Frigyalılar, İyonlar ve Lidyalılar egemen oldular. Daha sonra İraniler, Makedonyalılar, Selefkoslar, Romalılar, Araplar, Selçuklular, Hamit­oğulları ve Osmanlı Devleti bölgeye egemen olurken Şarkîkaraağac’a de egemen olmuşlardır. Şarkikaraağaç, tarih boyunca Khillarnion, Pedion, Anabura, Neapolis, Asikale, Karaağaç, Karaağaç-ı Yalvaç ve Karaağaç'ı Şarki adlarıyla anılmıştır.

ANABURA Salur Köyü yakınlarında Enevre adı verilen yerde bu­lunan antik şehir kalıntısıdır. Tiyatro, kale ve bazı bina kalıntıları günü­mü­ze ulaşmıştır. Anabura, Pisidia şehirlerinden birisi olup, şehir hakkında faz­la bilgi yoktur. Göksöğüt kasabasında bir kilometre güney­doğusunda NUDRA HÖYÜK, Örenköy'de ÖRENKÖY HÖYÜK adı verilen bir höyük vardır. Ayrıca, Beyköy, Höyük, Ördekçi Höyük, Karaçayır l-ll Höyükleri, Salur Höyük, Armutlu Höyük, Karakaya Höyük, Çavundur Höyük, Arak Höyükleri vardır.CAMİ-İ KEBİR Şarkikaraağaç ilçe merkezinin ortasında bulunan, Ulu Cami adıyla da anılan caminin 1281 tarihinde yapıldığına dair kayıtlar vardır.ALCIKLAR CAMİİ Alcıklar Mahallesinde Fatih Sultan Mehmet Han emriyle yaptırılan, toprak damlı, kalın taş duvarlı cami bulun­makta iken, 1970 yılında yıkılarak yerine yeni cami yapılmıştır. 1971 yı­lında tamamlanan caminin adı Fatih Sultan Camii veya Alcıklar Camii ola­rak söylenmektedir. İlçede, "Bu cami-i cedit sahibi hayrat vel hasenat El Hac'ül Hasan Ağa 1157" kitabesi bulunan Kale Mahallesi camii de vardır.

 

 

 

                                  ULUBORLU

   

Uluborlu ilçesinin kuzeyinde Dinar, doğusunda Senirkent, güne­yin­de Atabey, Gönen ve batısında da Keçiborlu bulunmaktadır.Yüzölçümü 322 km2’dir.Rakımı ise 1160 metredir. Isparta iline 65 kilometre, Burdur iline 64 kilometre uzaklıktadır. 

Tarih öncesi devirlerden beri çeşitli milletlerin medeniyet kurduğu Uluborlu, üzerinde kurular medeniyetlerin izlerini hala taşımakta olan eski bir yerleşim merkezidir. 1800'lü yıllarda çeşitli Avrupa bilginlerin yapmış oldukları araştırmalar sonucu; Uluborlu'nun 4000 sene önce Hititler tara­fından kurulduğu anlaşılmaktadır. Hititlerin sosyal yapısı itibarıyla buraya bir ad verilmemiştir. Fakat Uluborlu'nun korunmaya elverişli bir bölge olması büyük bir yerleşim yeri olmasını sağlamıştır. Bu döneme ait çeşitli kalıntılar hala mevcuttur. Hititlerin Milattan Önce 1200 yılında yıkıl­ma­sından sonra hiçbir milletin egemenliği altına girmeyen Uluborlu, M.Ö. 800'lü yıllarda Frig Devletinin egemenliğine girmiştir. Uluborlu, Frigler döneminde yerleşimi konu olmuştur. Daha sonra sırasıyla Lidyalılar, Persler, Pisidyalılar, ,Galatlar, Romalılar tarafından idare edilmiş olup bu döneme ait pek çok medeniyet kalıntıları günümüze kadar gelmiştir. Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesinden sonra Bizanslıların eline geçmiştir. Şehit, Seleukoslar döneminde Apollonia adıyla anılmıştır. Bu döneme kadar Apollonia, Ayvalar Memleketi anlamına gelen Mordiaum, Zosimos isimli papazın ismine izafeten Sozopolis adını almıştır. Uluborlu, Türklerin fethi öncesinde Apollonia, Sozopolis, Mardion, Mardiyon, Margion, Mardiaion adlarıyla anılmıştır. 1070'li yıllarda Selçuklu Sultanı Süleyman Şah tarafından yapılan savaşta Bizans İmparatoru Ioannes Kommenos'den alınarak Türk egemenliğine girmiştir. Türk egemenliğinden sonra Uluborlu, Borgulu, Burgulu, Bur'ulu, Uluğborlu isimlerini almıştır. Kesin olarak Anadolu'nun Türklerin eline geçmesini sağlayan Miryakefalon Savaşı Uluborlu'ya çok yakın yerde, Kumdanlı Boğazında yapılmıştır. Bu savaşta askeri ve lojistik destek Uluborlu üzerinden sağlanmıştır. Savaşın kazanıl­masından sonra önemli Türkmen Beyleri Uluborlu'ya yerleşmişlerdir. Şu anda ve yakın tarihte Uluborlu ve çevresinde çeşitli ırk ve dinlere rastlan­mamaktadır. Uluborlu'nun, tarih boyunca; Mordiaion, Mardion, Mardiyon, Margion, Apollonia, Sozopolis, Borgulu, Bur'ulu, Uluğborluk, Uluğborlu isimlerini aldığı bilinmektedir.

Eski kasaba mevkiinde APOLLONİA MARDİON şehir kalın­tıları, ULUBORLU KALESİ, ALÂADDİN CAMİİ, ALEMDAR CAMİİ (BÜLBÜL CAMİİ), SULTAN ALÂADDİN CAMİİ, TAŞ MEDRESE, CİRİMBOLU SU KEMERİ gibi kültürel varlıkları bulunmaktadır.

Halkın gelir kaynaklarının başında sulu tarım gelmektedir. Ulu­bor­lu Barajının inşasından sonra meyve üreticiliği modern yöntemlerle yapı­larak büyük gelişme göstermiştir. Genellikle elma, kiraz, ayva, armut gibi meyveler yetiştirilmektedir. Son yıllarda Uluborlu'da yetişen kiraz Avrupa ülkelerine ihraç edilerek, büyük bir gelir kaynağı teşkil etmektedir. ALTIN KİRAZ Uluborlu ilçesi, sulu tarım ziraat yanında kiraz üretimi bakımından önemlidir. 30-35 yıl önce üretimine başlanan Uluborlu Kirazı tamamen ihraç edilmektedir. İlçede 17 tür kiraz yetişmektedir. Uluborlu Kirazının başlıca özellikleri; dayanıklılığı, kalitesi ve kendine has lezzetidir. İngiltere, Almanya, Hollanda ve Belçika gibi ülkelere ihracat yapılmaktadır.

ALTIN KİRAZ ŞENLİKLERİ VE YAĞLI PEHLİVAN GÜREŞLERİ İlçede yetişen kirazın tanıtımını daha iyi yapmak için 20 yıldır Altın Kiraz ve Yağlı Pehlivan Güreş Şenlikleri, kiraz toplama mevsimi olan Temmuz ayının ilk haftası 2 gün süre ile yapılmaktadır. Şenlikler çeşitli etkinliklerle yapılmakta, en iyi kirazı yetiştirenlere ödül verilmektedir. Festival, içeri­sinde geleneksel yağlı pehlivan güreşleri iki gün süre ile yapılmaktadır. İlçede, araştırılmış mağaralardan Uluborlu Doruğu Mağarası yer alır.

 

 

 

 

 

                                               YALVAÇ

 

      Yalvaç ilçesi, Doğuda Konya ilinin Akşehir, batıda Senirkent ve Afyon ilinin Çay ilçesi, Kuzeyde Sultandağı, güneyde ise Şarkikaraağaç ve Gelendost ilçeleri ile sınırlıdır. Yüzölçümü 1415 kilometrekaredir. Deniz­den ortalama yüksekliği 1100 metredir. Isparta il merkezine 105 km uzak­lıktadır. Yalvaç’a bağlı Sücüllü, Körküler, Yukarı kaşıkara, Tokmacık ,Hüyüklü ,Kumdanlı, Özbayat , Özgüney, Kuyucak, Bağkonak , Kozluçay, Dedeçam, Çetince olmak üzre 13 kasabası, Altıkapı, Bağlarbaşı, Çakırçal, Hisarardı, İleği, Taşevi, Korukaya, Eyuplar, Kurusarı Bahtiyar, Celeptaş, Gökçeali, Aşağı Tırtar, Yukarı Tırtar,Yağcılar, Eğirler, Akçaşar, Aşağı Kaşıkara , Sağır, Kırkbay, Mısırlı, Terziler, Çamharman, Yarıkkaya köyleri olmak üzere 24 köyü ve merkezde 18 mahallesi bulunmaktadır.

Yalvaç bir Türk beyinin adıdır. Malazgirt Savaşından sonra Türk­lerin Batı Anadolu'ya yayılmaları sırasında, Oğuz boylarından Emir Boyu Yalvaç Bey önderliğinde, Antiocheia'ya yerleşmişler ve kent bundan sonra Yalvaç adını almıştır.Yalvaç “Resul (Elçi)” yol gösterici anlamına gel­mek­tedir. 1243 Kösedağı savaşından sonra İlhanlıların kontrolüne giren Yalvaç, 1280 yıllarında kurulan Hamitoğulları Beyliği sınırları içinde kal­mıştır. 1380'de l. Sultan Murad zamanında Osmanlı Devleti egemenliğine girmiştir. 1840 yılında kaza olarak Konya'ya bağlanmış, 1864 yılında Belediye teşkilatı kurulmuştur. Yalvaç, Cumhuriyetin ilanından sonra Isparta'ya bağlanmış ve her geçen gün gelişen bir ilçe durumuna gelmiştir.

En yüksek noktası ise, 2531 metre il Yalvaç-Çay sınırında bulunan Gelincik Ana tepesidir. Akköprü ve Sel Çayları Sultan Dağlarından doğan yörenin önemli iki akarsuyudur. Yalvaç, Kumdanlı, Hüyüklü ve Yağcılar ovaları ilçe sınırlarında kalan başlıca düzlüklerdir. İlçenin batısındaki Hoyran Gölü ilçenin tek gölüdür. Yalvaç ilçesinin iklimi; Akdeniz iklimi ile kara iklimi arasında geçiş özelliği taşır. En yüksek sıcaklık 37 derece, en düşük sıcaklık -18 derece olarak tespit edilmiştir. İlçenin yıllık ortalama sıcaklığı 12 derecedir. Yıllık ortalama yağış 470 mm.'dir. En fazla yağış kış mevsiminde, en az yağış ise yaz aylarında görülür. Bölgede hakim esen rüzgar Poyrazdır. İklim özelliklerin bağlı olarak, "Step otu" topluluklarına benzeyen otluklar ile Akdeniz Bölgesinin tipik bitki örtüsü makilere benzer çalılıklar ile çam, ardıç ve meşeden oluşan ağaç toplulukları mevcuttur. Otluklardan da çok koyun, keçi gibi hayvanların beslenmesinde yarar­lanılır. Ağaç ve çalılıklar ise, Çetince, Bağkonak, Kuyucak, Gemen, Sücüllü, Kapıkara Orman ve Koruları şeklinde doğu-batı istikametinde sıralanmaktadır.

            Yalvaç ilçesinin gelir kaynakları, geçmişten günümüze tarım, hayvancılık, su ürünleri ve el sanatları (Dericilik,keçecilik,bakırcılık,halıcık vb.) olarak sıralanabilir.

Turizm gelirlerinin Yalvaç ilçesinin ekonomisine büyük katkılar sağlayacağı bir gerçektir. Çünkü Yalvaç'ta önemli tarihi eserler mevcuttur. Bu sebeple arkeolojik kazı çalışmaları Yalvaç Müzesi tarafından titizlikle yürütülmektedir. Antik Kent Pisidia Anticoheia'da; hamam, kilise, ana cadde, sütunlu cadde, Ağustus Tapınağı temizlenerek ortaya çıkarılmıştır. Yalvaç'a ait olup yurt içinde başka yerlere ve yurt dışına gitmiş eserlerin geri getirilmesi için girişimlerde bulunulmuş, ilk etapta Afyon müzesindeki eserler Yalvaç'a getirilmiştir. İlçede, araştırılmış mağaralardan Ayı İni, Akardonar ve Değirmenönü yer alır.

Yalvaç ilçesinin 1 km. kadar kuzeyinde Sultan dağlarının güney ya­maçları boyunca uzanan PİSİDİA ANTİOCHEİA, Ağustus Tapınağı, Batı kapısı,Tiyatro,Roma Hamamı,Bizans Kilisesi, Gemen korusunda MEN KUTSAL ALANI, Yalvaç'a 25 km. uzaklıkta Gaziri mevkiinde Hoyran gölü içerisinde bir ada olup, göl kenarına asfalt bir yolla ulaşıl­mak­ta olan LİMNAİ ADASI , MEZARLARI Hoyran gölünün hemen etek­lerinden yükselen kaya yüzeyinde boyutları farklı olan KAYA MEZARLARI , Yalvaç'ın merkezinde DEVLETHAN CAMİİ, YENİ CAMİ , LEBLE­BİCİLER CAMİİ ,ESKİ HAMAM ve YENİ HAMAM, ANITSAL ÇINAR,Yalvaç Müzesi gibi kültürel varlıkları bulunmaktadır.Bu yerler hem kültürel yönden hemde turizm açısından değerlidirler.Gezmek ve din­lenmek amacıyla ilçede HIDIRLIK TEPESİ, HİSARARDI, HOYRAN GÖLÜ ,GEMEN KORUSU  gibi mesirelik yerleri bulunmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !